İş mülakatları neden bu kadar keyfî görünüyor?
İş mülakatları, The Guardian yazarı Emma Beddington'a göre önyargılı ve keyfî bir süreç. Yazar, 15 yıl sonra ilk kez masanın işveren tarafında oturduğunda tüm sürecin ne kadar tuhaf olduğunu hemen hatırladığını anlatıyor. Mülakata buzlu kahve götürmenin yakışıksız olup olmadığı tartışmasını da bu tuhaflığın küçük bir örneği olarak görüyor. Ona göre mülakatçı adayı beğeniyorsa, yanında canlı bir gelincik getirse bile işi alabilir. Bu abartılı örnek, seçimin her zaman somut ölçütlere dayanmadığını anlatmak için kullanılıyor. Viyana'da iş arayan biri için bu, mülakatın yalnızca özgeçmişle ilgili bir sınav olmadığını, aynı zamanda bir tanışma anı olduğunu hatırlatıyor.
Mülakatçılar kararı ne kadar hızlı veriyor?
Beddington'ın aktardığı 2015 tarihli bir araştırmaya göre mülakatçıların yüzde 25'i beş dakika içinde, yüzde 60'ı ise 15 dakika içinde karar veriyor. Yazar, bu kararların bazen hislerden, yani kısaca "havadan" başka bir şeye dayanmadığını söylüyor. Bu bilgi araştırma sonucu olarak okunmalı; her mülakatta aynen böyle olduğu anlamına gelmez. Yine de pratik bir sonuç çıkarmak mümkün: ilk dakikalar önemli olabilir. Selamlaşma, göz teması, kendini kısaca tanıtma ve hazırlıklı görünmek, ilk izlenimi destekleyen şeyler olarak düşünülebilir. Bunlar yazıda tavsiye olarak geçmiyor, yazının ortaya koyduğu tabloya dayanan bizim yorumumuzdur.
İyi mülakat veren kişi iyi çalışan mıdır?
Yazara göre iyi bir mülakat performansı, iyi bir çalışan olmakla aynı şey değil. Beddington kendisinin her mülakatta başarısız olduğunu, hatta yapabileceğini bildiği işlerde bile sınıfta kaldığını yazıyor. Tanıdığı bir kadına, mülakatçı 45 dakika boyunca neredeyse tek başına konuşmasına ve yüzüne doğru elektronik sigara içmesine rağmen yakın zamanda "bu iş için mükemmelsin" denmiş. Demek ki bazen sonucu belirleyen şey adayın yeteneğinden çok sürecin kendisi. Mülakattan olumsuz dönen bir okur için bu, kendi değerinin tek bir görüşmeyle ölçülmediğini hatırlatan bir bakış açısı olabilir.
Mülakatta ilginç ya da haksız görünen durumlar nelerdir?
Yazar, kendi yaşadığı iki örneği paylaşıyor. Mülakatçılar bir keresinde ona dağınık biri olduğunu bildiklerini, çünkü mutfağını gördüklerini söylemiş; bunun nedeni 2000'lerde yazdığı blogmuş. Başka bir seferde genç bir çalışan, mülakat daha başlamadan pantolon giydiği için şansını kaybettiğini söylemiş. Bu örnekler, internette bıraktığımız izlerin ve giyimin yargıları etkileyebildiğini gösteriyor. Viyana'da başvuru yapan biri için çıkarılacak ders açık: herkese açık sosyal medya ve blog içeriklerinin başvuru sürecinde görülebileceğini akılda tutmak faydalı olabilir.
Değerlendirme merkezleri (assessment centre) daha iyi bir alternatif mi?
Yazar, testler ve grup çalışmalarından oluşan uzun "değerlendirme merkezi" (assessment centre) süreçlerini mülakattan daha kötü buluyor. Ona göre yabancılarla Lego kulesi yapmak anlamlı hiçbir şeyi ölçmüyor. Kaynakta bu yöntemler için bir rakam ya da araştırma verilmiyor; bu yüzden bu, yazarın kişisel görüşü olarak değerlendirilmeli. Yine de okur için işe yarar bir sonuç var: Uzun ve çok aşamalı seçim süreçleri her zaman daha adil olduğu anlamına gelmiyor. Bu tür bir sürece girecekseniz, ölçülen şeyin çoğu zaman işle birebir ilgili olmayabileceğini bilmek stresi azaltabilir.
Yapay zekâ destekli ön eleme mülakatın yerini alabilir mi?
Yazar, genç iş arayanların karşılaştığı otomatik ön elemeyi kişiliksiz ve moral bozucu buluyor. Araştırmalar, bu sistemlerin de insan mülakatçılar kadar önyargıya açık olabildiğini gösteriyor. Yazar bunu "önyargılı süslü bir self-servis kasası" benzetmesiyle anlatıyor. Dolayısıyla otomatik eleme, mülakatın sorunlarını ortadan kaldıran bir çözüm olarak sunulmuyor. Okur için pratik not: Başvuru metninizi ve özgeçmişinizi sade, net ve işe uygun hazırlamak, hangi yöntemle değerlendirilirseniz değerlendirilin işinizi kolaylaştırır.
Peki mülakat sürecinde ne yapılabilir?
Beddington'ın sonucu net: 45 dakikalık sohbet büyük ihtimalle kalıcı, ama onu bir "garip kimya testi"nden fazlası saymamak gerekiyor. Kendi deneyiminde, karşısına çıkan adayın kendisinden çok daha nitelikli olduğunu hemen anlamış; yine de bunun, mülakatçının çok çabuk karar vermesine bir örnek olabileceğini kabul ediyor. Viyana'da iş arayan bir okur için buradan çıkan dersler şunlar: mülakat sonucunu kişisel bir yargı olarak görmemek, ilk izlenimin gücünü bilmek, sürecin kusurlu olduğunu hatırlayıp denemeye devam etmek. Yazının tamamı The Guardian'da yayımlandı; bu metin kaynağa dayanan bir değerlendirmedir.
Sık sorulan sorular
Mülakatçılar adaya ne kadar sürede karar veriyor?
The Guardian'daki yazıda anılan 2015 tarihli bir araştırmaya göre mülakatçıların yüzde 25'i beş dakika içinde, yüzde 60'ı 15 dakika içinde karar veriyor. Bu bir araştırma bulgusu olup her mülakat için geçerli olmayabilir.
İyi mülakat veren kişi her zaman iyi çalışan olur mu?
Yazara göre iyi bir mülakat performansı ile iyi bir çalışan olmak aynı şey değil. Yazar, kendi deneyiminde de mülakatta başarısız olup işi iyi yapabileceği durumlar yaşadığını anlatıyor.
Değerlendirme merkezi (assessment centre) mülakattan daha adil mi?
Yazar bu yöntemi mülakattan daha kötü buluyor ve grup çalışmalarının anlamlı bir şeyi ölçmediğini savunuyor. Bu, kaynakta yer alan yazarın kişisel görüşüdür.
Temsilî görsel: Pixabay

















