Göçmen ailelerde çocuklar neden eğlenmeyi zor öğrenir?
Guardian'a yazan okur, birinci kuşak göçmen bir ailenin çocuğu. Ailesi çocuklarını üniversiteye göndermek için çok fedakârlık yapmış, yalnızca derslere odaklanmalarına izin vermiş. Okur bugün hobilere, seyahate, ev yenilemeye bakınca 'bunun ne anlamı var?' diye düşündüğünü söylüyor. Çocukluğunda her şeyin bir amaca 'uygulanması' gerektiği için bu bakışın bugün de her yaptığına yön verdiğini anlatıyor. Viyana'da büyüyen birçok Türk aile için de tanıdık bir tablo olabilir.
Araç nasıl amaca dönüşür?
Eleanor Gordon-Smith bu durumu boğucu incir ağacına benzetiyor. Bir şeye başlarken onu değer verdiğimiz başka bir şey için araç olarak görürüz. Zamanla o araç takvimimizi ve zihnimizi öyle doldurur ki asıl değer verdiğimiz şeyleri sarar ve sıkıştırır. Para bunun bir örneği: iyi bir hayat için kazanmaya başlarız, sonra daha fazlası için iyi hayatın parçalarından vazgeçebiliriz. Sıkı çalışma da aynı şekilde araçtan amaca dönüşebilir.
Fedakârlığın asıl amacı neydi?
Yazara göre göçmen ailelerin büyük fedakârlıkları değerlidir, çünkü amaç sonraki kuşağın hayatının daha iyi olmasıdır. Tanıdık yerleri ve insanları geride bırakmak, yeni ülkede bazen birden fazla işte çalışmak, yeni dil öğrenmek kendi başına bir ibadet değildir. Gordon-Smith şu soruyu soruyor: Sizin ve çocuğunuzun yaşam kalitesi, hepinizin ulaşmaya çalıştığı hedef olamaz mı? Daha iyi bir hayat zaten amaç değil miydi?
Neşeye nereden başlamalı?
Önerinin merkezinde şu cümle var: Etkinliklerle değil, duyguyla başla. Boş zamana da tanımlı bir yol çizmeye çalışma. Başkaları seyahatte ya da ev yenilemede keyif alabilir, sen almak zorunda değilsin. Asıl soru şu: Bende neşe duygusunu ne uyandırıyor? Bunu bulmak için yapılacak ilk iş, bir şeyi yaparken kendini gözlemlemek.
Neyden keyif aldığımı anlamak neden zaman alır?
Gordon-Smith, uzun süre kullanılmamış bir kasla bağ kurmaya benzetiyor: 'Bundan hoşlanıyor muyum?' sorusundan uzun süre uzaksan cevabı duymak için soruyu defalarca sormak gerekebilir. Bu yüzden her şeyin hemen neşe ve anda kalma hissi vermesini bekleme. Önce saha çalışması yapar gibi dene: Bu bana ne hissettiriyor? İçimde ne fark ediyorum? Ona göre sana özgü şeyler çıkabilir; yazar bazılarının karga beslediğini, bazılarının disko dansı ettiğini, bazılarının yabani otları sakladığını örnek veriyor.
Viyana'da yaşayan ebeveynler için bu ne demek?
Çocuklara neşeli bir yaşam göstermenin yolu, kendi duygularına yer açmaktan geçiyor. Yazara göre hayatındaki keyfe yer açmak, gerçek benliğine de yer açmaktır: gerçekte ne hissettiğine ve neyi sevdiğine. Yavaşlayıp kendine dürüstçe sorduğunda zaten anda yaşamaya başlamış olursun. Ailenin fedakârlığına saygı göstermek için sıkı çalışmak yeterli; kazanılmış kazanımların bir kısmını yaşamak için kullanmak yanlış değil. Önemli olan fişleri biriktirmek değil, onlarla yaşamak. Bu yazı bir danışman köşesine dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Sağlık sorunların için doktoruna danış.
Sık sorulan sorular
Hobi ya da seyahatten keyif almıyorsam ne yapmalıyım?
Guardian yazarı Eleanor Gordon-Smith'e göre bunlardan keyif almak zorunda değilsin. Önce hangi şeyin içinde neşe uyandırdığını keşfetmeye çalış.
Neyden keyif aldığımı nasıl anlarım?
Yazara göre saha çalışması gibi dene: bir şeyi yaparken 'bu bana ne hissettiriyor?' diye sor. Uzun süre sormadıysan cevabı duymak için bu soruyu birçok kez sormak gerekebilir.
Fedakâr bir aile çocuğa nasıl neşe örneği olur?
Yazar, fedakârlığın amacının sonraki kuşağın daha iyi yaşaması olduğunu hatırlatıyor. Kendine yaşam keyfi için yer açmak, ailenin emeğine saygısızlık değil.
Temsilî görsel: Pixabay





















